ESKİLER MAZİDE DEĞİL AN DA KALMALI
Uzunca bir aradan sonra herkese yine merhaba...
Bugün ürünlerden, güzellikten vs bahsetmeden sadece kendimize odaklanmanın en iyisi olduğunu; en iyi bizi yaşattığını fark etmek istedim. Daha doğrusu en iyi ve en kötü hallerimizle kendimizi kabullenebilmenin özgürlüğünü tekrar keşfeden biri olarak, sizlere tekrar hatırlatmak istedim.
Bence hepimiz mutlu olmayı ve arada bir durup nefes alıp; benim iç sesim ne diyor diye bir durup dinlemeyi denemeliyiz. konuştuklarımızdan çok konuşamayıp düşündüklerimiz bizi yoruyor. Sizce de öyle mi bilmiyorum ama ben eski bir sözü duyduğumda, tanıdık bir gülüş gördüğüm de ya da bildiğim bir espri yapıldığında o gelen tanıdık ve eski anılarınızı anımsatan her şeyi çok özlüyorum. Tanıdık gelen her anı özümsüyorum... Her kaçışımız hep eskiye oluyor. Eski bizi özlüyoruz, eski arkadaşlarımızla muhabbet etmeyi, eskiden dinlemekten zevk aldığımız bir şarkıyı duyunca o anları hatırlayıp mutlu olup yüzümüzde saçma bir gülümsemeyi görünce kendi halimize şaşırıp yanağımızda kocaman olan o gülücüğü görmek sizce de güzel değil mi ? Bu ara en çok düşündüğüm şey en eski hatıramın ne olduğu ve buna hala odaklanamıyorum. 3 ve 5 yaşımı hatırlıyorum sadece daha geriye gidebilir miyim bilmiyorum. Sahi siz hiç düşündünüz mü? kaç yaşınızı hatırlıyorsunuz en eski anınız kaç yaşınıza ait ? Siz bunu düşünürken ben yazmaya devam edeyim. :) Çok sevdiğim biri kendimi işe yaramaz, başarı sahibi biri olmadığım anlarda bana '' kendine gel ve başardığın her şeyi düşün, bunları hatırla bunlar küçük de büyük de olsa senin eserin, senin başarın; sen istediğin için olan başarıların ; başarısızlıkların ise senin cesaret ettiklerindir. Kendinle gurur duymalısın'' derdi. Umarım herkesin hayatında böyle dostları olur. Kendi yaptıklarımızı kazandıklarımızı ya da kaybetmek için cesaret edip yaptıklarımızı ne çabuk unutup da kendimizi yargılıyoruz değil mi ? Halbuki bu bizi biz yapan her şeyin birleşimi değil miydi?
Sizin de vardır eminim, dev bir özür borcunuz olan bir dostunuz... Benim var bu hayatta sadece bir dostuma gerçekten yanlış yaptım ve galiba onu sonsuza kadar kaybettim. O kadar çok istiyorum ki tekrar eskisi gibi olmayı o kadar çok özlüyorum ki kendisini... Anlatmak istediğim, saatlerce hiç bıkmadan dinleyip beni benden iyi tanıyan dostumun beni sarsmasına o kadar çok ihtiyacım var ki... Hayatta ki en büyük pişmanlığın ne deseler sadece bu derim tereddüt etmeden, çok özlediğim insanların en başında bir gün beni affetmesini o kadar çok istiyorum ki anlatamam size... Dostlarınızın değerini bilin diye boşuna söylenmiyor yani umarım affeder :(
Neyse ne diyorduk sevdiğimiz şeylere odaklanmaktan bahsediyorduk. Eskisi gibi yazmaya daha fazla odaklanmak istiyorum. Bu dertleşmek mi olur? Ürün mü olur bilmiyorum artık, ama sık sık yazmaya devam edeceğimi söyleyebilirim. Hayatım da yaptığım her şeyden gurur duymuyorum. Ama gurur duymadığım şeylere rağmen şu an olduğum kişi olmaktan gurur duyuyorum. Ne yaşarsak yaşayalım, ne olursa olsun buradayız. Cesaretle, gururla, kadın olarak ve anı yaşayarak var olmakla meşgul olduğumuz her ana şükrederek... :)
Yorumlar
Yorum Gönder